Annler ve Kızları 25 – Bugün Aşure günü…

anneler-ve-kizlari-25-594-388Selinciğim, aşure diyince aklıma neler neler gelir. Önce dedemin evi gelir. Koca koca kaynayan tencereler, pişen aşurelerin kaselere boşaltılması, soğutulması, dağıtılması….

Doğrusunu istersen ben bu görevi, aşure gününü, nedenini, hayrını, bereketini çok sonra öğrendim. Anneciğim her muharrem ayında pişirir, komşulara dağıtmak bana düşerdi. Ama senin doğumunla annem bana “Bundan böyle her aşure ayı pişirmen lazım, kızı olanın mutlaka pişirmesi gerekir” dedi. Ben de senle beraber hiç aksatmadan bu görevi yerine getirdim. Sonradan öğrendim ki geleneksel olarak evdeki kız çocuğunun aşure dağıtmasının aslı, komşulara evlenme çağına gelen kızları tanıtmakmış. Ama anneciğimin beni bu maksatla gönderdiğini sanmıyorum zira benden büyük ablam var. Hem de ben zaten 18 yaşında aşkımı bulup evlendim. Şaka bir yana, aşureyi ilk öğrendiğim yıllar en iyisini yapabilmek için çok çabaladım. Annem ve teyzeme sora sora yapardım. Hatta her ikisi de “annem şöyle” yapardı diyip farklı tarifler verince bir de Meral yengemi arardım. Yıllar geçtikçe kendi deneyimlerimle güzel bir aşure yapmayı öğrendim.

Bence en önemlisi suyunu ayarlamak, koyduğumuz malzemelerin helmesinin verdiği koyuluk oranı da çok önemli, sonradan konulan, nişasta, pirinçunu gibi malzemeler aşurenin o kendine has akıcı kıvamını bozuyor. Bir gece evvelden buğdayı çok iyi yıkayıp tencereye koymak lazım. Kuru baklayı da çok iyi yıkamak önemli. Üzerine bol iyi su koyarım. Bir çimdik de tuz atarım. Kısık ateşte 5-10 dakika kaynatırım. Tencerenin ağzını kapatırım. Sabaha kadar bekletirim. Sabahleyin pirinci yıkarım içine atarım, orta ateşte pişirmeye başlarım. Akşamdan ayrı ayrı kaplarda nohutu, fasulyeyi yıkadıktan sonra suya koyarım. Sabah ilk iş onları da kaynatırım. Fasulyeyi her seferinde suyunu değiştirip 3 kere haşlarım. Nohutların tek tek kabuklarını soyarım. Kaynayan tencerenin içine atarım. Hiçbir zaman aşure karıştırılmaz, kaşık girerse tencerenin dibi tutar. Ara ara tencereyi sallayabilirsiniz. Yine geceden kayısı ve sarı üzümü yıkayarak suya koyarım. Onları da bir taşım kaynatırım ve südükten sonra kaynamakta olan tencerenin içine atarım. Bir iki damla zeytinyağı koyarım, o zaman daha parlak olur. Kıvamı gelene kadar 3-4 saat kaynatırım. Hiç bir zaman harlı ateş olmayacak ama kaynama noktası da durmayacak. Son 20 dakika şekerle beraber kaynatırım. İste bu arada şeker iyice karışsın özleşsin diye tahta bir kaşıkla karıştırırım, ama bu sefer hiç bırakmadan. Şekerle beraber kıvam aldığında altını kapatırım. Tencerede 10 dakika kadar bekletirim.

Servis kaplarına çıkartırım. Ve de içine duamı da kattığım aşuremin bolluk bereket getirmesi dileklerimle dağıtırım. Ama biraz da üstünü süslemekten bahsedeyim. Çok özenirim. Kuru incir, kuru kayısı, nar, fındık, ceviz, iç antep fıstığı, dolmalık fıstık, kuş üzümü bol bol üzerine koyarım. Kestane çok yakışıyor. Hatta pişerken içine de konulunca çok güzel oluyor. Fakat rengini biraz değiştirebilir. Onun için süslemede kullanmayı tercih edebilirsiniz. İncir için de aynı şey geçerli.

Dedeciğim tatlı yapmaya pek meraklıydı, süzmesini de yapardı. O zamanlar böyle robotlar filan yok, tel süzgeçten geçirirdi. İçine portakal kabuğu rendesi ve çeşitli başka meyveler de konulabilir. Ama bizim aile tarifimiz çok güzel oluyor. Gül suyu da konabilir ama ben nedense asureye gülsuyu ve tarçın koyunca tadının değiştiğini görüyorum. Ama tabii ki bu kişisel bir tercih.

Ne güzel adetlerimiz var değil mi? Aşure, içinde kullanılan tüm o malzemelerle, birliğe çağrının sembolüdür. Aşure günü ikram günüdür. Muharrem ayının 10. günü aşure günü olarak kutlanır. Bu yıl 3 kasım gününe denk geliyor. Bu ay hicri senenin birinci ayıdır. Annem ve Ayten hala (nur içinde yatsın) mutlaka
saatli maarif takvimi aldırırlardı bana. Orada her günün ne güzel açıklaması olur, bizleri bilgilendirir.

Aşure günü oruç tutmak da çok büyük sevaptır. “Eski senenin günahlarının affı ve yeni seneye günahsız girmeyi nasip etsin Allah” diye niyet edilir. Hatta
oruç tutanın, o yıl tutamadığı orucu da sevabına kavuşur derler. Aşure günü sadaka verilir, su dağıtılır, bir kişiye bile iftar verilmesi de çok büyük
sevaptır.

Aşure günü akrabalarımıza, komşularımıza ikramda bulunmak, aşure dağıtmak, bütün sene bolluk, bereket getirir. Bu mübarek gün hepinize hayırlı olsun. Bolluk bereket sizlerle olsun. Kayınvalidemin de bir sözü geldi aklıma. Onu da sizlerle paylaşayım. Aşure günü gözlerinize sürme çekerseniz, göz ağrısı çekmezsiniz, katarak olmazsınız derdi. Nur içinde, ışıklarla yatsın.

No comments yet.

Bir Cevap Yazın