Büyükada Hikayeleri 9

Buyukada Hikayeleri 9Geçen hafta Büyükada’da asırlık ağaçların dekorunda sofra kurabilmenin mutluluğuyla sizlere yazmıştım. Bu hafta adanın dillere destan begonvillerinin önünde yemek yaparken sizlere gülümsüyorum ama aslen fotoğrafta gözükmeyenleri anlatacağım.

Büyükada’da herkesin kendi evinin haricinde başka duygularla gönülden sevdiği evler vardır. Çocukken kuzenimle bizim olmayan ama bizim kadar sevdiğimiz evleri aramızda çekiştirdiğimizi hatırlıyorum. “Seninki mi güzel benimki mi diye?”…

Minicik bir ada kızıyken önünden hayranlıkla geçtiğim Arap İzzet Paşa köşkü işte bu duygularla sevdiğim ve işin hoş tarafı yıllar sonra içinde yaşama şansına eriştiğim bir Büyükada evi.

Arap İzzet Paşa köşkü eskiden dillere destan partilere ev sahipliği yapmış, dünyalar güzeli bir bahçeye sahip. Sakinleri yılların Ada’lıları. Herbirinde ne güzel hikayeler var.

Ben bugün sizlere arkamda gördüğünüz begonvillerin tılsımlı gölgesinde yazlarını geçiren dünyalar tatlısı komşum, değerli büyüğüm Necla Aydoğan’dan bahsedeceğim.

Bizim evde fotoğraf çekimleri olduğu günler, tatlı telaşımı anlar bana aşağıdan seslenir. “Kolay gelsin, yapabileceğim bir şey var mı?” “Sağolun Necla teyze” derim, “Duanız” diye eklerim. O da hiç durmadan bir yerlerden bir yerlere koşturan bana “Kızım sen savaşçısın, başarırsın” der…

İşte Büyükada’da yaşamak böyle bir şeydir, doğal renkler yaratıcılığınızı kamçılar, yılların adalı ruhunu taşıyan, her dilden, her dinden komşularınız her an yanıbaşınızda olduğunu hissettirir. Ve o bir avuç kalmış, sohbetlerine, bilgeliklerine hiçbir zaman doyamayacağımız, adanın geçmişiyle tek bağımız değerli Ada’lı büyüklerimiz… İşte onlara sıkıca sarılmalı ve sonsuz hürmet etmeliyiz…

No comments yet.

Bir Cevap Yazın